Ara 12, 2012 - Satranç    Boris Gelfand: Işıldayan Gözlerle için yorumlar kapalı

Boris Gelfand: Işıldayan Gözlerle

Boris Gelfand: Işıldayan Gözlerle

Pazar, 18 Kasım 2012 21:38
gelfand2Kim bu Boris Gelfand? Nerede doğdu, büyüdü? Anand ile oynadığı dünya şampiyonluğu maçı hakkında neler düşünüyor? Kasparov’un teklifini neden reddetti? Boris diyor ki “Ben, bana yardım etmek isteyen ve sonuna kadar benle birlikte olmak isteyen insanları davet ettim. Sırf, Anand’ı incitmek için yanımda olmak isteyenleri değil.”Vladimir Tkachiev’in röportajının ilk bölümünü yayınlıyoruz.Kaynak: Whychess.com 

alt Boris Gelfand:Işıldayan gözlerle.(Bölüm 1) alt

Söyleşi: Vlad Tkachiev
Fotoğraf: Irina Stepaniuk

alt

Unvan maçı oyuncusunun anatomisi
Kusura bakma, sormadan duramayacağım, son defa 2500 ELO altında bir sporcuya ne zaman yenildin? (Kısa süre önce Eilat’ta Williams’a karşı kaybı)
Açıkçası, bu düzeydeki sporculara karşı puan almam bile seyrektir. Zayıf sporculara karşı motive olamıyorum. Bu konuda kendimi yetiştirdim de, ama uzun süre bu ELO’ya karşı oynamayınca, oluyor böyle kazalar. Bu sorunun üstesinden gelmek isterdim ama…

Acaba 1990’dan buyana sürekli elit sporcularla oynaman ve bu dünyanın dışında bir dünyadan gelen bu sporcular hakkında fikrin olmaması olabilir mi neden, ne dersin?
Evet, Williams hakkında fikrim var aslında, geçen yıl, Fransız liginde, arka arkaya Wojtasek, Eljanov ve Avrukh’u yenmiş Nisipeanu ile berabere kalmıştı. Yani, tehlikeli olduğunu biliyordum. Ama aynı zamanda 2-3 hamleyi önemsemeden yaptığımı da söylemeliyim, ne yazık ki… Yine de bunun bir felaket olmadığını söylemeliyim, yani bu tür sporcularla çok sık oynasaydım olabilirdi.

Seninle yaptığımız bir kaç söyleşide, satranç geçmişini konuşmuştuk; Kapengut ile çalışmanı, onun Boleslavsky’nin yaratıcı modelini nasıl takip ettiğini gibi. Geçmişini nasıl karakterize edebilirsin, Beyaz Rusya Satranç ekolünü genelde nasıl karakterize edebilirsin?
Evet, güzel bir soru.

Herkes Sovyet Ekolü hakkında konuşuyor, ben bunun saçmalık olduğuna inanıyorum! Çünkü, biz Minsk’te bir yoldan giderken, Lvov’da ikinci, Riga’da üçüncü, başka bir yerde Kafkaslarda dördüncü yol oynanıyordu. Yani her yerde başka bir ekol bulunuyordu.

… Orta Asya’da ise beşinci!
Tabii, tabii! Orda da, bölgesel özellikleri olan sporcular yok mu? Var değil mi?

Bu en favori tartışma konusu bence. Şuna eminim ki, bir kaç istisna dışında, her ülkeye özgü bir stil, uslüp var satrançta. Leh tarzı, Romen tarzı, Alman tarzı gibi…
Evet. Çin ekolü de var tabii… Bence her ekolün bir kurucusu vardı. Riga’da Tal, hemen anlayabiliyoruz ki, Vitolins, Shabalov ve Shirov gibi sporcular, onun tarzına uygun oynuyorlar. Minsk’te ise, 1950’lilerin başında, Boleslavsky ve Sokolsky ekolü oluşturdular. Onların ekolünün doğasında, açılışı çok iyi ve çok ciddi kurgulamak, dinamik şansları tercih etmek vardı. Bu nedenle, Şah Hint, çeşitli Sicilya devam yolları gibi açılışlar tercih ediliyordu, bu daha çocuk turnuvalarından böyle başlıyordu. Örneğin Vezir Gambiti, Vezir Hint gibi açılışları bilmezdik bile.. Şah Hint ve Najdorf varyantlarını oynamaya altı yaşında başlamıştım ben, Boleslavsky sadece Kapengut’a öğretmedi bunları, aynı zamanda diğer hocalara da bu konularda dersler vermişti.

Ama sen Vezir Gambiti açılışına bayağı erken yaşta başlamıştın.
Sana nedenini söyleyeyim. Gerçek, Kapengut’un, Tal’e 1979-1980 yıllarında hocalık yapmasıdır. Tal’in, Polugayevsky ile oynadığı Aday Maçında, açılışlarını hazırlayan Kapengut’tur. Bundan sonra bana sürekli, ‘Zayıf bir oyuncu olmak istemiyorsan, Vezir Gambiti çalış, farklı türde konumlara çalış!’ diye öğüt veriyordu. Bu öğütleri, 1980’li yılların başında dinledim ve yerine getirdim. Aslında, 1983-1984 yılında Beyaz Rusya Şampiyonu olmamı, Vezir Gambiti açılışına borçlu olduğumu söylemeliyim. Siyahla, oyun ardına oyun kazanıyordum. Her defasında rakib ne yaparsa yapsın, b7-b7 oynuyor, sonra da bir şekilde, uzun bir mücadeleden sonra, rakibimi saf dışı bırakıyordum.

Bize, Beyaz Rusya Ekolünü bir kaç sözcükle tanımlayabilir misin?
Dinamizm ve açılış hazırlığı çalışmasına ciddi yaklaşım.

Başka bir deyişle, Şah Hint ve Sicilyanın Boleslavsky varyantının pirleri diyebilir miyiz?

Evet, evet, evet. Bunlar en açık örnekler bana göre.

Ve Kapengut’un Benonisi!
Gerçekten de. Biz hep bu açılışların temel ilkelerini öğrendik.

1990’ların başlarında, Korçnoy, senin oyun sonu tekniğinden, çok etkilendiğini de belirtmişti.
Gerçekten mi? Bunu bilmiyordum!

Ben bunun nedenini, senin Shereshevsky ile olan çalışmana bağlamıştım. Onun tüm öğrencilerinde, bu ayrıcalıklı kabiliyet vardır. 
Ben Shereshevsky ile o kadar çalışmadım, çünkü rakip kanattan geliyordu. Benim bir turnuvadaki oyunum sırasında konuştuk, ayrıca tüm kitaplarını da çok çok iyi okudum.

Ben ‘Oyun sonunda karşı oyunlar’ kitabından çok etkilenmiştim.
O inanılmaz bir kitap! Ama her nedense, sadece ilk bölümü yayınlanmıştır. İkinciyi hiç basılmış halde görmedim, gerçi müsvettelerini okumuştum ama. Bu tür kitaplar, size temel bilgileri veriyorlar, ardından güzünüz kapalı oynayabiliyorsunuz ilgili konumu. Ama, Shereshevsky açılışa tamamen farklı yaklaşıyordu. Sadece o değil, tüm öğrencileri de, en acemileri dahil, onun açılışlarını oynuyordu.

Daha Şematik bir yaklaşım.
Doğru. Kitaplarından birisinin İngilizce adı “The Russian chess conveyor” veya “Soviet chess conveyor” şeklindeydi. Kitaba bakarsanız, tamamen bu açılışların analiz edildiğini görürsünüz. Size, nasıl Berlin açılışı oynadığıma ilişkin dikkat çeker bir hikaye anlatayım. 1990’da, kimsenin bu açılışı oynamadığını görünce, oynamaya karar verdim. Sheresehevsky’e bunu söyledim. Moskova ve Minsk arasında bir tren yolculuğu sırasında, bana: Çok öğrencim var! Gel bunu onlara gösterelim ve oynatalım!’ dedi.  İki ay sonra, bana bazı notlar getirdi. Açıkça görülüyordu ki, Berlin Açılışını bir eğitim döneminde ayrrıntılı olarak incelemişlerdi. Şahsen bir kaç kez oynadım ve oldukça iyi konumlar elde ettim. Ama, aday maçında, Short’a karşı sonucu etkileyecek bir oyunu bu açılışta kaybettikten sonra, moralim çok bozuldu, bu açılışı oynamaktan tamamen vaz geçtim. Ama, Leshka bu açılışı yaşamı boyunca oynamaya devam etti.

Eklemeliyim ki, 1987’de oynanan Ochoa- Karpov maçını analiz etmiştim. Karpov, Berlin açılışıyla, çok net şekilde kazanmıştı. İlginçtir ki, kendisi Karpov’a karşı hiç bu oyunu oynamadı.
Yani, Kramnik de açıkça çok şaşırmıştı (kahkahalar)! Bana daha sonra, Anand’a karşı Garry’e yardım ettiğinde, kendisi de Berlin’in onun için en tatsız açılışlardan biri olacağını anladığını, söylemişti. Söylemek gerekirse, garip bir açılış. Anlaması zor.

Beyazın durumunun aniden kötüleşebileceğini mi söylemek istiyorsun?
Evet. Dupduruken. Bu açılış konumsal bir açılış. Ama tüm değerlendirme, yarı yarıya zorunlu oynanan bir varyantın sonunda tahtada yapabileceğiniz bir hamle olup olmadığına dayanıyor.

Tigran Petrosyan ile olan tartışmanızdan ne kazanımların oldu?
Öncelikle, böyle büyük bir sporcuyu, yakından görebilmek, inanılmaz önemliydi benim için. Bize oyunlarını gösterdi, yaşamından bahsetti. Bütün bunlar, doğal olarak istisnai bir imaj uyandırdı bende onunla ilgili.

Tamam da, metdoloji olarak ne öğrendin?
Evet, öğrendiğim bazı şeyler hala aklımda bugün: Kendisine oyunlarımı gösterdim, bunlardan birisinde büyük bir avantajım var gibiydi, ama nasılsa kontrolü kaybetmiştim ve nasıl olduğunu da anlayamamıştım.

Ama Petrosyan dediki “Kaleyi değişip, atı o kareye koyman gerekiyordu, ardından kazanabilecektin!”.Bu değerlendirmeden sonra anladım ki, sadece devam yolu hesaplamak yetmiyor, Aynı zamanda mantıksal şematik yöntemle düşünmek gerekiyor.

Soyut anlam çıkarabilme!
Evet. Yıldırım oynadığımız zaman, bana oyundan önce “Seni hangi karede mat etmemi istersin?” diye sordu. Tabii ki, hepimiz böyle bir avantaj sorusuna karşı d5 karesini tercih ederiz, bir anlamda oyunu kazanmayı garanti etmek için. Ama çocuklar buna a1 diyebilirler, bu durumda, tüm taşları topladıktan sonra, Şahı bu köşeye gitmeye zorlayacaktır. Onunla bir şeyi tartışmayı kaçırdığımı düşünüyorum. O da, meşhur Kasparov-Petrosyan oyunudur. Büyük bir olasılıkla anımsarsın, Vezir gambitinde, Şah b7 karesinden c6 karesine gitmişti.

Evet, Tabii ki.  
Nikitin, ki o da Petrosyan okulunda yer almıştı, kendisine bunu sormuştu, ben de oradaydım, Nikitin analizine göre, Kasparov’un bu oyunu kazanabiliceğini söyledimişti. Petrosyan bunu duyunca gülmüş ve kendisine, ‘Tamam yarın bana analizini göster bakalım, gör bakalım tüm ataklarını nasıl yanıtlayacağım?’ demişti. Ama sonraki gün ben bir turnuvaya gittim ve ne olduğunu asla göremedim. Bilmek iyi olacaktı.

Eklemeliyim ki, senin ne kadar büyük bir yetenek olduğunu, yıldırım oynadığında, gördüğünü söylemişti, üstelik bu karara tahtaya nadiren bakarken ulaştığını da duymuştum.
Evet, Vasiliev bunu yazmıştı. Tüm hayatım boyunca bana neler öğrettiğini anımsadım, yıldırım oynarken bile, her hamleyi bir amaçla yapmayı, ardından 2 saniye ekleme çıktığında çok daha iyi oynamaya başladığımı da belirtmeliyim.

Svidler, Biel’de kazandığın bir yıldırım turnuvasının tümünde, aynı yaklaşımı sergilediğini söylemişti: 5 dakikalık oyunun ilk 4,5 dakikasını açılışta harcadığını, kalan 30 saniyede de, kazandığın üstünlüğü nasıl galibiyete çevirdiğini.

Evet! Birincilik ödülünü kazanmıştım – bir saat, hala takıyorum. Bana kaybettiğinde, neredeyse ağlıyordu.

Markası ne?

Movado – Bak burada (saatini gösteriyor). Süper bir saat!

Bir yerlerde, yaşamında sana etki eden, büyük iz bırakan; okuduğun iki önemli kitabın olduğunu okumuştum: Averbakh ve Beilin’in yazdığı “Satranç krallığına yolculuk’ (İngilizce adı – “Journey into the chess kingdom)”, bir de Razuvaev ve Murakveri’nin yazdığı “Akiba Rubinstein”. Daha sonra okuduğun hangi kitaplar sende benzer etkiler yarattı?
Öylesini hiç bir kitap yaratmadı! Tamam, belki, Kasparov’un, savaş sonrası, jenerasyonlara ilişkin kitaplar olabilir: Smyslov, Keres…

Kasparov’un kitaplarına çalıştın mı?
Evet, tabii ki, Kasparov’un kitaaplarını dikkatle okurum ben. Kitap okumayı, varyant bakmaya tercih ederim her zaman, çünkü bilgisayarların verdikleri devam yolları, çok güzel olsa da çok ilginç değiller. Ama, değerlendirmeler, düşünceler, eleştiriler, vb. çok ilginç oluyor. Dorfman’ın kitabı da çok özgün bir kitap.

“Satrançta Metot” mu?
Evet, o kitap. Yeni bir yaklaşım, bir şekilde bir kural dizisi ve algoritması getiriyor. Tabii evrensel değil ama, bazen, biri şöyle düşünebilir: Şah zayıf durumda, bu ana unsur. Ya da konumu nasıl güçlendireceğine dair yollar gibi.

Bu kitap, Grischuk’a muazzam etkilerde bulunmuş. 
Evet, evet. Kendisi bana bunu söylemişti. Bana aynı etkiyi yaptığını söylemem ama, fikir hoşuma gitti açıkçası.

TAŞ BLOK

Anand ile ilk kez ne zaman oynadın?
Moskova 1989 ve GMS Turnuvası, 200 sporcu İsviçre sistemi bir turnuvaydı.

İlk 5 turda, Shirov, Kramnik ve benimle oynadı. Bu kişiler, tüm hayatı boyunca oynayacağı kişilerdi. Bayağı ironik bir kader!
Sana göre, Anand, satrançta ne zaman gerçek bir süpermen oluverdi?
Ne zaman değildi ki? 1994-1996 arasında müthişti, açılışlarını daha da geliştirdikten sonraki sıçrama noktası da 2005-2007 yılları civarındaydı. Bana göre en zayıf noktası her zaman açılışları olduğu için, her türlü açılışı oynayan bir sporcu oldu hep.

Yani, çok iyi hazırlanmış bir repertuvarı olduğunu mu söylemek istiyorsun?
Evet. Özelikle de, bilgisayarda hazırlananlara karşı, her zaman önde olmuştur. Onun, konumu değerlendirme konusunda, özel bir hissetme yeteneği var, uzun zaman hazırlanırsın ona karşı, tahtada bir hamle yapar ve bütün harcanan zaman boşa gider.

Ve, örneğin, hangi konumda, hangi devam yoluyla pozisyonunu kötüleştireceğini de iyi biliyor mu demek istiyorsun?
Evet bu da birisi galiba. Diğer taraftan, Bareev’in ‘Her yeni açılıştaki ikinci önemli oyun, Anand oynadığı zamandır’ sözünü de çok beğeniyorum.

Yani, yeni fikirlere hemen adapte oluyor anlamında değil mi?

alt

Yeni bir fikri algılama ve uygulama yeteneği inanılmaz. Wijk aan Zee 2001’de, çok kötü oynuyordu, ardından Kramnik’in açılışını tekrarladı ve Wang Hao’yu yendi.Hemen ardından, Aronian’ın açılışını tekrarladı ve daha iyi oynarak Shirov’u yendi.

Bir defasında, Kramnik’e, Anand’ın en belirgin zayıflığı nedir diye sordum. Bana, uygulamada, görebildiği bir zayıflığı olmadığını söyledi. Bana göre, Vishy’nin en büyük sorunu, sabit piyon yapılarında oynamak, bunu söyledikten sonra, Vladimir, bana, açılışlarda ince ayrıntılara ve nüanslara girmeyi pek sevmediğini söyledi. Anand’la ilgili maçtan önce nasıl bir resim çizmiştin?
Açıkçası, bu konudaki herşeyi okumuştum ve buna göre hazırlık da yapmıştım kafamda. Bu konuda şu ya da bu şekilde ayrıntıları belirlemek çok zor, çünkü kariyeri boyunca çok farklılıklar gösterdi. Maçtan altı ay öncesine baktığımızda bu söylenenlerin pek de doğru olmadığı da açık ve netti.

Yani, hangi Anand’ı göreceğimi kestirmek çok zordu, bu nedenle, kendime konsantre olmaya ve bana uyan pozisyonları seçmeye karar verdim.

Bu nedenle de açılışlarımı değiştirdim.

Bu bir sonraki sorum olacaktı
Bunu, ona rahatsızlık vermekten çok, kendi konforum için yapmaya karar verdim. Kapalı konumları iyi oynamadığı her ne kadar doğru olsa da, kapalı konumlara, Grunfeld ya da Semi-Slav Botvinnik sistem oynayarak ulaşmak da mümkün değil.  Bu nedenle, açık ve dinamik konumları oynamaya karar verdim. Bu da Sveshnikov ve Grunfeld seçmemin nedenini açıklayacaktır.

Bu Anand’ın kendi repartuvarına nekadar uydu sence? Kendisi de geçmişte Grunfeld oynamıştı, ama Sevsnikov oynamadığını biliyoruz.
Sveshnikov’aa baktığımda, ya büyük bir yenilikle kazandığını, örneğin 2002’de Kasımcanov’a, 2003’te Kramnik’e karşı, ya da, çok bir şey yapamadığını gördüm. Van Welly’e karşı çok iyi bir oyun kazandığını anımsıyorum. Ayrıca, bu açılışın önemli bir özelliği, beyazların net bir üstünlük kazanamaması durumunda, Siyahın iyi oynayabilmesidir. Grunfeld, seninde dediğin gibi kendisinin de oynadığı bir açılış. Ama bu açılışta, eğer siyah, 5.Vb3’e karşı,6…..a6 devam youlunu seçerse, Bunu beyazla oynayan sporcunun, 6…. Aa6, 6….Ac6, 6…..Fg4 devam yollarını da çalışması gerekir. Siyahın daha çok seçeneği var. Aynı şey, 7.Fc4 devam yolunda da geçerli.

Ayrıca, tabii ki, Grunfeld, bir İsrail açılışı, çok sayıda kişi oynuyor orada değil mi?
Evet, evet, evet.

Aynı durum Sveshnikov için geçerli değil ama, değil mi?
Evet, değil, çok nadir. Genel olarak, bir aralar çok popülerdi ama, sonra bir nedeni yok ama, insanlar bu açılışı oynamayı bıraktı.

Çok uzun süre önce, elit sporcuların açılışlarını, moda gibi herkesin takip etiğini ve oynadığına inanmıştım.
Ben de açıkçası, insanların neden Sveshnikov’u oynamaktan vazgeçtiğini çok düşündüm, açıkçası anlayamıyorum da. Bunun için manttıklı bir neden bulmak zor.

Sonuç olarak, bu senin için zor bir seçim miydi?
Hayır, çok kolaydı. Açıkçası, bunun mükemmel bir karar olduğuna inandım ve hissettim.

Peki bu Grunfeld ve Sveshnikov seçimi kararının, ona süpriz olacağını düşündün mü?
Evet, tabii ki. Sveshnikov’u ilk gördüğünde hemen yan devam yoluna girdi. “c4”. Grunfeld’e karşı ise, 8.Fc5 9.d5 devam yolunu hazırlamıştı. Ama, 3.f3 keskin devam yolunu, maç sırasında mı, yoksa daha önce mi hazırladı blemiyorum. Bunu sadece o ve ekibi biliyordur.

Herhangi bir usta, bunu seçmesinin en önemli nedeninin, diğer devam yollarının tam tersine, bu devam yolunda Siyahın daha az seçeneği olması olduğunu tahmin edebilir.
Aynı fikirdeyim. En az seçeneğe sahip devam yolu gerçekten de.Diğer taraftan da, Grunfeld’in siyah için en önemli farkı çok sayıda seçeneğin olması. 3.f3 bu seçenekleri çok azaltıyor.

Anand’da, yukarıda konuştuklarımızın dışında,  başka önemli bir zayıflık görebildin mi?
Genellikle hayır…

Ama daha önceleri bazı psikolojik sorunları vardı.

Önceden evet. Tansiyona tahammülü yoktu, ve oyunun herhangi bir anında, tehditi kaybedebiliyordu. Ama işin zor kısmı onu böyle bir duruma girmeye zorlayabilmekte.

alt

Doğru, bazen, bu ancak satranç dışı yöntemlerle mümkün olabiliyor.
Evet, ama bunlar benim tarzım değil.

Tabii. Sen, kariyerin zirvesinde uzun kalmanın en iyi örneklerinden birisisin. Sporcuların büyük bir kısmı, kariyerinin genç yaşlarında bu tür bir özelliğe sahip olmaktan çok uzak. Ne dersin, sence şu anda Anand’a olan şey de bu mu? Sence bu bir motivasyon olayı mı yoksa başka bir şey mi?
Çok zor bir soru. Bence, sonuç çıkartmak için çok erken henüz. Evet, bir şeylerin onu şu anda rahatsız ettiği kesin, ama ben herhangi bir anda tekrar mükemmel oynamaya dönebileceğini düşünüyorum.

Bu konuda, yazar olarak bir görüşüm var benim. Kasparov, diğer süper sporculara karşı, 80’lerde ve 90’lardaki açılış aşamasındaki avantajlarını kaybettiğini anladığında, oynamaya devam etme konusunda sıkıntılar yaşamaya başlamıştı.  Çünkü, genç sporcular daha sağlam ve hesaplayıcı olmaya başladılar, belki de Anand’ı sıkan şey bu olabilir, ne dersin?
Belki, belki. Ama bilmiyoruz. Şimdi bir çocuğu var ve öncelikleri değişiyor. Oyuna enerji harcamak çok çok daha zor olmaya başlıyor, söylemesi çok zor. Öncelikle, başka birinin aklına girmek çok zor. Çok içine kapalı birisi, bu konuda ne söylenirse söylensin, spekülasyon bence. Bu sıkıntıları çözdüğü ya da kurtulduğu bir zaman belki de kendisi bize söyleyecektir.

Ben, Vishy ile röportaj yaptığımda, bu soruya kendisi de yanıt arıyormuş gibi görünüyordu.
Bence hala arıyor. Kendisinin, son zamanlarda aldığı sonuçlardan mutlu olmadığına ve durumdan kurtulmak için önlemler almaya çalıştığına kesinlikle eminim.

alt

Maçın gidişine ilişkin herhangi bir ‘keşke’ var mı aklında peki?
Strateji açısından kesinlikle yok, ama başka konularda belki… Belki de, 8nci oyunda, gaf yapmak gerekli değildi, ya da 9ncu oyunda 19.c5 hamlesiyle olayları zorlamak. Bu ilkesel olarak yanlıştı. Çünkü, Anand, orman dikmek konusunda eski bir ustadır. Ama bana öyle geldi ki, Siyahın Filinin yokluğunda, a7 piyonunun zayıflığı bir değer oluşturabilecekti. Yani durumu yanlış yargıladım. Tabii, bekleme hamlesi yapmak mümkündü. Ama onun da beklemeye başladığını anlamıştım. Açıktır ki, herhangi bir oyunda bir noktada oyunu açmak lazım. Doğru zaman olduğuna emin değildim, olsaydım kazanırdım zaten.

Maçı yorumlayanların bir çoğu, 19.c5 hamlesine kadar, Beyazın konumunun stratejik bir kazanç olduğunu düşünüyorlardı.
Büyük bir olasılıkla. Ama, zor kararlar olmadan bir kazanç olup olmayacağına emin değilim. Ama tabii ki bu bir hataydı.

Eşitlik bozma oyunlarında avlandığını düşünmüyor musun? Herşeye rağmen, oyunda tamamen baskın olan taraf sendin.
Yok avlanmadım. Evet, tamamen baskın taraftım, ama Kazan’da, Kamsky, eşitlik bozma oyunlarını aynı şekilde bana karşı baskın şekilde kontrol ediyordu. Oysa, tıpkı unvan maçında olduğu gibi, orda kazanan taraf ben olmuştum. Sözün özü, iyi oynamamıştım ama kazanmıştım.

Zamanında, Ivanchuk, Anand’a karşı 1992 yılında kaybettiği maçın, kariyerine çok ciddi bir negatif etki yaptığını söylemişti. Zamanında, gençken, herkesi saf dışı ettiği bir dönemde, Kasparovla oynamanın sana böyle bir etki yapmış olması mümkün mü ne dersin?
Belki de. Bu bir zamandı, ama başka zamanlarım da oldu. Ama en önemlisi, satranç dünyasındaki kaos ortamı kuşkusuz. Bugüne kadar, yaşamım boyunca, çok kararsız zamanlarım oldu, ama dünya şampiyonluğu sürecinde hep istikrarlı ve iyi oynadım.

Sence, Anand’a karşı hazırlanma aşamasında, Kasparov’un sana yardım etme teklifini reddetmen doğru bir karar mıydı?
Evet.

Peki sence, yenilikleri çok doğru değil miydi, reddetmenin nedeni neydi?
Açıkçası, bu yaşamınıza ilişkin öncelikler meselesi. Ben, insanlarla dost omayı bilen, onlarla düşman olmayı istemeyen biriyim. Birini reddetmek politik bir şey. Şu çok açık ki, Kasparov, yaşamı boyunca bana karşı her zaman kötü bir yaklaşım gösterdi. Aniden, Anand’la sorunları oldu ve sırf ona karşı bana yardım etmek istedi. Ben satrancı bıraktığı günden bu yana kendisiyle hiç konuşmadım. Bir kez, ve ilk kez kendisiyle, Tal Memorial’ın basın odasında, 1,5 dakika görüştüm kendisiyle. Orada da bana karşı olmaya devam etti. Kazan’da kazandıktan sonra da bana karşı sadece olumsuz şeyler söyledi. Yani, teklifi, bana destek vermekten çok Anand’a karşı düşmanlık nedeniyleydi. Neden yapıldığını da çok iyi biliyorum.

Neden?
Bildiğim kadarıyla, Anand, Karpov’un FIDE’ye karşı seçim savaşında, onlara yardım etmeyi reddetmişti. Oysa, Kasparov, Toplaov’a karşı Anand’a yardım ettiği için, onun da kendisine yardım edeceğini düşünüyordu. Şimdi bu konu kamuoyunun gözü önünde. Ben de, bana teklifte bulunduğu zaman bunun farkındaydım.

Ben, bana yardım etmek isteyen ve sonuna kadar benle birlikte olmak isteyen insanları davet ettim. Sırf, Anand’ı incitmek için yanımda olmak isteyenleri değil.
alt

devam edecek…

kaynak http://www.tsf.org.tr/component/content/article/6185-boris-gelfand-isildayan-gozlerle

Comments are closed.